EĞİTİM SİSTEMİMİZ

Okulumuzda çocuk merkezli, etkin öğrenmeye dayalı, farklı yaklaşımların kaynaştırılarak uygulanmasıyla zenginleştirilmiş, verimli bir eğitim programı uygulanmaktadır.
ÇOKLU ZEKA KURAMI

Çoklu Zeka anlayışı her bireyin kendisini optimum bir biçimde geliştirmesine olanak tanıyan bir yaklaşım biçimidir ve her insanın tek bir zeka türüne değil sekiz ayrı zeka türüne sahip olduğu anlayışına dayanır. Bu zeka türleri ise şunlardır:

Sözel - Dilsel
Mantıksal - Matematiksel
Görsel - Uzamsal
Bedensel - Kinestetik
Ritmik - Müziksel
Kişiler Arası - Sosyal
Kişisel - İçsel
Doğacı – Varoluşçu

Öğrenciler her şeyden önce sekiz ayrı zekâ alanlarını maksimum düzeyde geliştirebilecekleri imkân ve aktivitelere sahiplerdir. Bunu keşfetmek ve doğru alana yönlendirmek ise bizim görevimizdir. Antalya Güneşi olarak hedefimiz, öğrencilerimizin sadece baskın zekâ alanlarını kullanmalarını sağlamak değil, çekinik zekâ alanlarını da aktif hale getirmektir.

Okulumuzda öğrencilerin bütün zeka alanlarında mümkün olduğunca eş zamanlı gelişimini esas alan bir program uyguluyoruz.

HIGH / SCOPE MODELİ

Okulöncesi ve ilköğretime yönelik, bilimsel araştırmalara dayalı bir eğitim sistemidir. High/Scope’un temel ilkesi “Etkin Öğrenme” dir. Etkin Öğrenmede çocuk; insanlar, nesneler, olaylar ve fikirlerle doğrudan ilişki kurar. Etkin Öğrenmeyi desteklemek için High/Scope okullarında çevre düzeni ve malzemeler önem kazanır. High/Scope sınıfları çocukların yaş ve ilgilerine göre değişik oyun ve ilgi alanlarına ayrılmış (örn. fen, matematik, kitap, sanat ve evcilik köşeleri) ve tüm alanlar bol ve çeşitli malzemelerle donatılmıştır. High/Scope sisteminde tutarlı bir günlük program uygulanır ve çocukların programı takip edebilmesi sağlanır. Günlük program, özellikle anaokulunda küçük ve büyük grup zamanları ve çocuk tarafından başlatılanla öğretmenin başlattığı aktiviteler açısından dengeli olmalıdır.

Günlük programın en önemli aktivitesi “Planla- Yap- Hatırla” zamanıdır. Her çocuğun ne yapacağını planladığı, uyguladığı ve sonradan da deneyimlerini arkadaşları ve öğretmenleriyle paylaştığı bu süreç; öğretmenin gelişimi izlediği, değerlendirme ve planlama açısından çok önemli bir saattir. Çocuklar araştırma yaparken, sorun çözerken, çevreyle ilişkilerinde seçimler yapar, seçimlerine göre planlar kurarlar. Yetişkinler bu süreç içerisinde çocukların 10 temel alanda deneyimler yaşamalarını sağlarlar. 10 alanda toplanan “Anahtar Deneyimler” gelişimsel olarak önemli becerileri kapsar. Çocuklar ve öğretmenler tarafından başlatılan tüm aktiviteler bu beceriler etrafında odaklanır. Çocukların gelişiminin değerlendirmesi bu anahtar deneyimler doğrultusunda yapılır.

High/Scope eğitim yaklaşımı bütün öğrencilere anlamlı ve gerçekçi eğitim deneyimleri yaşatma düşüncesini öne çıkaran bir gelişimsel çerçevedir. Etkin öğrenme, öğrenme ortamı, günlük program, içerik, yetişkin-çocuk ilişkisi ve değerlendirme High/Scope ilköğretim eğitim yaklaşımının birbiriyle ilişkili altı öğesidir. Gelişimsel eğitim yaklaşımlarının temel öğesi olan etkin öğrenme, bu altı öğrenin ortasında yer almaktadır ve bütün diğer öğelerin temelidir.

PROJE TABANLI ÖĞRENME YAKLAŞIMI

Bilgi çağının yaşandığı günümüzde eğitim sistemindeki temel amaç, öğrencilere mevcut bilgileri aktarmaktan çok bilgiye ulaşma becerilerini kazandırmak olmalıdır. Bağımsız bilgi parçacıklarına sahip olan bireyler değil bunlar arasında ki ilişkileri görebilen, bilgiyi örgütleyip yeni bilgiler üretebilen ve ürettiği bilgiyi başkalarının hizmetine sunabilen bireyler istenmektedir.

Proje tabanlı öğrenme, bu amaçlardan hareketle, öğrenen yetiştirme sürecinde yenilikçi bir modeldir. Genel kavramlarda, düşüncelerde ve disiplinin ilkelerinde odaklanır. Öğrencilerin problem çözme araştırmalarını ve diğer anlamlı görevlerini içerir. Öğrencilerin, kendilerine özgü bir biçimde çalışmalarına ve kendi bilgilerini kurmalarına izin verir. Gerçekçi ürünlerle en son noktaya ulaşılmasını sağlar.

Proje tabanlı öğrenme, öğrencilerin sürekli ilgilenmesi ve işbirlikçi araştırma için kapsamlı bir yaklaşımdır. Tüm bir sınıf ya da küçük grup olarak sorumluluk almak için öğrencilerin karar verdikleri, temel projeler etrafında doğal merkezlerde yapılandırmacı bir yaklaşımdır.

Proje çalışmalarının temel özelliği, çocuklar ya da öğretmenler tarafından önerilen bir konu hakkındaki sorulara yanıt bulmak için üzerinde yoğunlaşılan bir araştırma olmasıdır. (Katz, 1994:1, Dowel, 1996) Proje önerileri öğretmen veya çocuk tarafından rastlantıyla ortaya çıkarılan bir olay ya da problem ile ilgili olabilir.

PROJE TABANLI ÖĞRENME YÖNTEMİNİN FAYDALARI

Proje çalışmaları öğrencilerin;
Daha kolay ve yaşam boyu öğrenmesini sağlar.
Seçilen araştırma alanının çeşitli konularıyla ilgili meraklarını giderir.
Öğrencilerin yaptıkları projelerle, ilgili konularda ilk elden bilgi edinmelerini sağlar.
Öğrencilere kendi başlarına bağımsız düşünme, çalışma ve başarma cesaretini kazandırır.
Öğrencilere eleştirel düşünme yeteneği kazandırır.
Öğrencilerin problem çözme tekniklerini, bilimsel yöntemin aşamalarını öğrenip geliştirmelerini sağlar.
Öğrencilerin kendilerine güvenini arttırır.
Yaratıcılığa özendirir.
Bilimsel çalışma alışkanlığı kazandırır.
Seçme, planlama, inceleme ve yürütme gücü kazandırır.
Motivasyonu arttırır ve yeni ilgi alanlarının doğmasına sebep olur.
Öğrenciler bazı konuların “ne” ve “niçin” ini daha iyi görebilirler.
Öğrenciye başarma duygusunu tattırır.
Öğrencilere kendi başlarına karar almayı öğretir.
Grupla çalışma ve işbirliğine dayalı öğrenme etkinliklere katılımı sağlar.
Zekanın farklı boyutlarının kullanımına izin verir.
Öğrenciye çeşitli beceriler kazandırır: yaşamsal beceriler, bilişsel süreç becerileri, özdenetim becerileri, tutumlar, eğilimler ve inançlar.

 

 


BEYNE YÖNELİK ÖĞRENME

Son yıllarda artan beyin araştırmaları sağlıklı öğrenme koşullarına büyük ışık tutmuştur. Bu araştırmalardan çıkan sonuçlara göre:
Düşünceler, duygular, hayaller, kişinin yapısı ve fizyolojisi sürekli çevreyle etkileşim içinde işler. O yüzden öğrenme ortamı ve öğrencinin bulunduğu çevre önemlidir.

Beyin sosyaldir ve başkalarıyla etkileşir. Bu nedenle öğrenme sosyal ilişkilerden çok etkilenir.
Beyin doğuştan anlam aramaya yöneliktir. Bu arayış amaç ve değerler tarafından yönlendirilir.
Anlam arama sürecinde beyin, tanıdık uyaranları kaydederken sürekli yeni uyaranları arar ve yenileri işleme koyar. Ancak beyin bağlantısız kalmış, bir yere oturtamadığı bilgilere direnç gösterir. Bilgilerin kalıcı olması için, anlamlı olması, beynin bağlantılarını kurabilmesi gerekir.
Neyi öğrendiğimiz; duygular, düşünce kalıpları, kişisel tutumlar, özgüven ve sosyal etkileşim gereksinimlerimiz tarafından etkilenir ve düzenlenir. Duygular ve düşünceler birbirlerini şekillendirir ve bu yüzden de ayrılmazdır.
Öğrenme gelişimseldir; beyin büyük ölçüde deneyimlerle gelişir.
Öğrenme, tehditten uzak, uygun dozda zorlanmalarla gerçekleşir. Tehditkar, tehlikeli gördüğü ortamlarda beyin esnekliğini yitirir ve gelişimsel olarak geriler. Güvenli ve uygun riskler almayı destekleyen ortamlarda öğrenme en iyi şekilde sağlanır.
Her beyin farklıdır. Çoklu Zeka ve insanlar arasındaki farklılıklar öğrenme tarzlarına yansır.
Bu yüzden, “Beyin-Uyumlu Sınıflar”da:
Etkin, anlamlı öğrenme deneyimleri,
Uyarıcı ve bol çeşitli deneyimler,
Doğru ve zamanında geri-iletim,
Güvenli, tehditten uzak bir ortam sunulur.

 


OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDE MONTESSORİ YAKLAŞIMI

Montessori yaklaşımında, çocuklara araştırma, deneme, hata yapma ve hatalarını kendi kendilerine düzeltmeleri için onlara fırsat sağlanır. Duyu organları ile materyallerin, şekillerin ve renklerin bilinmeyen özelliklerini keşfetmesi için çocuklara özgür bir ortam sağlanır. Bu özgür ortam içerisinde çocuklar yalnız başlarına, akranları ve yetişkinlerle birlikte yaşadığı deneyimler sayesinde anlama, öğrenme ve bilmenin zevkini tadar. Bu yaşantılar yolu ile yetişkinlerde çocuklarla birlikte keşfetmenin zevkini yaşarlar. Çocuklar bilgi edinmede oyun, gözlem ve duygularını kullanırlar, bilgilerini organize etmek için ipuçlarından yararlanır, varolan açıklamalardan hareket ederler ve çevreleriyle etkileşimde bulunurlar, böylece deneyim kazanırlar.

Montessori yöntemi, çocukları kendini eğitme, etkinliklere kendiliğinden katılması için güdülemeye, tekrarlamalı somut deneyimler vasıtasıyla yeteneklerini geliştirmeye cesaretlendirir. Çocukları, akranlarına öğretme ve sosyal etkileşim ile işbirliği yaparak öğrenmeye teşvik eder.

Montessori eğitiminde diğer bir önemli noktada her çocuğa barışçı, sakin ve kendi düzenlemelerini yapmayı başaran kişiler olabilmeleri için fırsat vermeyi vurgulamaktadır. Montessori’nin amacı her çocuğa kendi kendine yetebilmeyi öğretmek, böylelikle gelecek için barışsever ve sakin bir nesil elde etmektir.